Bilgi Paylaşım Platformu

Gönderen Konu: Kadına Yönelik Şiddet  (Okunma sayısı 153 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ExCaLuBuR

  • Üretmeden , ELEŞTİRMEYİN!
  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 241
  • Karma +10/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Her " Firavun 'un bir MUSA 'sı " vardır!
    • Sohbet Forum
Kadına Yönelik Şiddet
« : 07 Haziran 2019, 12:44:46 »

Dünya çapında yaygınlaşan ve tüm toplumları derinden etkileyen bir konu haline gelen kadına şiddet, özellikle son yıllarda ülkemizde de sıklıkla gündem olmaktadır. Şiddet denilince ilk akla gelen kuşkusuz fiziki güç kullanımına dayalı kaba kuvvet olsa da gerçekte şiddeti sadece fiziki boyuta indirgemek mümkün değildir. Aslında kadına yönelik şiddet meselesi toplumun sadece bir kesimi ilgilendiriyor gibi görünse de bireylerin şiddet eğilimleri genel olarak bütün toplumla ilgili bir meseledir.

Bu bağlamda kadına yönelik şiddeti birkaç alt kategoride ele almak meselenin boyutlarını anlamada yardımcı olacaktır:



Psikolojik şiddet: Kadını küçük görerek onu herhangi bir işi yapamaz, beceriksiz biri olarak itham etme, kişiliğini ve fikirlerini önemsememe, bağırma, lakap takma, sürekli olarak eleştirme, emir yağdırma, surat asma, davranışlarını ve yaptıklarını sürekli kontrol etme, iş hayatında ve sosyal hayatta karşısına çıkan fırsatlara engel olma vb. pek çok davranış bu kategoriye girmektedir.


Cinsel şiddet: Cinselliğin kadına yönelik bir tehdit, yaptırım ve kontrol etme aracı olarak kullanılması şeklinde tanımlanmaktadır. Cinsel şiddet, kadının istemediği riskli ve utanç verici bir şekilde cinsel ilişkiye zorlanması durumudur. Bunun en başta gelen uygulaması tecavüzdür. Ayrıca başkalarıyla cinsel birlikteliğe zorlama, istemediği biriyle evlenmeye zorlama, çocuk yaşta evlendirilme, telefon, mektup, sosyal medya aracılığıyla cinsel içerikli davranışlara maruz kalma ve taciz, diğer yaygın cinsel şiddet örnekleridir.



Sözel şiddet: Onur kırıcı, tahkir edici, küfürlü veya kaba şekilde konuşma bu şiddet türünün örneklerindendir.



Ekonomik şiddet: Var olan maddi kaynakların, imkânların veya paranın kadın için bir tehdit veya yaptırım aracı olarak kullanılması durumudur.



Sosyal şiddet: Toplumsal baskı yoluyla birey olarak kadını zora sokmayı amaçlayan durumlardır. Bireyin kadın olduğu için ikinci sınıf görülmesi ve toplumsal rollerinin kısıtlanması, en yaygın sosyal şiddet türüdür.

Ayrıca savaş, terör, ekonomik ve dinî gerekçelerle yaşanan ve toplumun geneliyle birlikte katlandıkları şiddetin yanı sıra, kadınların sadece “kadın” olmaları sebebiyle uğradıkları zorluklar, kadına yönelik şiddetin diğer yansımalarıdır. Savaş veya krizlerde hiçbir rolleri olmadığı halde sırf erkek akrabalarına acı çektirmek için tutsak edilen kadınların maruz kaldığı şiddet, bu durumun en acı örneğidir.[/size]



Şiddetin Sebepleri

Kadına yönelik şiddete sebep olabilecek faktörler arasında genel ve kişiye özel gerekçeleri birbirinden ayrı düşünmek gerekmektedir. Genel sebepler arasında en dikkat çekenler şöyle sıralanabilir:

  • Erkek tarafından uygulanan şiddetin toplumda mazur görülmesi
  • Şiddetin kadına güç gösterme ve otorite kurma aracı olarak görülmesi gibi kültürel inanışlar
  • Eğitimsizlik, alkol, madde ve kumar bağımlılığı
  • Ekonomik problemler ve işsizlik
  • Ailevi problemler ve geçimsizlik
  • Medyanın olumsuz etkileri, maço erkek tipinin film ve dizilerde yüceltilmesi
  • Yanlış arkadaş seçimi ve yanlış çevre
  • İletişim eksikliği
  • Biyolojik sorunlar

Bireysel düzeydeki şiddet sebepleri arasında en sık görülen etkenler de şöyle sıralanabilir:

  • Eğitimsizlik
  • Çatışma ve çözüm bulma becerilerindeki eksiklik
  • Öfke kontrolünde yetersiz kalma
  • Sosyal beceri eksikliği, engellenmişlik duygusu
  • Aşırı alınganlık, dışlanmışlık ve yalnızlık duyguları
  • Özgüven eksikliği, ilgi eksikliği
  • Aile içi iletişim eksikliği
  • Tutarsız disiplin yaklaşımı; aşırı baskıcı veya rahat aile tutumları
  • Sıklıkla engellenme ve cezalandırılma
  • Aile içi şiddete maruz kalma veya tanık olma
  • Fiziksel, psikolojik ve cinsel açıdan istismar edilme
  • Madde ve alkol bağımlılığı
  • Anti-sosyal kişilik bozukluğu



Kadına Şiddetin Ulusal ve Uluslararası Bilançosu

Sayıları yeterli olmamakla birlikte bu alanda yapılan ulusal ve uluslararası bazı çalışmalar, şiddetin aslında evrensel bir sorun olduğunu gözler önüne sermektedir. Zira dünyada kadına uygulanan şiddet; din, dil, ırk ayırt etmeksizin çok yaygın olarak karşılaşılan bir problemdir. Örneğin, Kuzey Hindistan’da yaşayan kadınların %17’sinin fiziksel, %22’sinin cinsel şiddete maruz kaldıkları saptanmıştır. Yine Doğu Londra’da kadınların %61’inin aile içi şiddet yaşadığı, %87’sinin cinsel saldırıya uğradıkları belirlenmiştir. Nikaragua’daki kadınların ise %52’si yaşamlarının bir bölümünde şiddete maruz kalmaktadır. Japonya’da da kadınların %67’sinin fiziksel şiddet deneyimleri bulunduğu bildirilmektedir. Washington’da yapılan bir araştırmada ise, kadınların %27’sinin eşleri tarafından uygulanan fiziksel şiddete maruz kaldıkları ve bu kadınların %24’ünün de uygulanan şiddet sonucu yaralandıkları belirtilmektedir.



Dünya çapında fiziksel şiddet gören kadınların tahmini oranının yaklaşık %25-50 olduğu rapor edilmiştir.[5] Dünya Sağlık Örgütü’nün 2013 yılında yayımladığı rapora göre ise, dünyadaki kadınların %35’i şiddete maruz kalmaktadır. Raporda eşleri tarafından şiddete maruz kalan kadınların oranları kıtalara göre şu şekilde verilmektedir: Güneydoğu Asya %37,7; Afrika %36,3; Amerika %29,8; Avrupa %25,4.



Birleşmiş Milletler’in (BM) 2010 yılında hazırladığı Dünya Kadınları Raporu’na göre, Filipinlerde kadınların %15’i, Zambiya’da %59’u hayatlarında en az bir kere fiziksel şiddete uğramaktadır. Yine Filipinlerde kadınların %10’u, Zambiya’da %48’i birlikte yaşadıkları kişilerden fiziksel şiddet görmüştür. Raporda en düşük ve en yüksek cinsel şiddet verileri ise; Azerbaycan’da %4, Meksika’da %44 olarak verilmektedir. Yine Azerbaycan’da kadınların %3’ü, Meksika’da %11’i birlikte yaşadıkları kişilerden cinsel şiddet gördüklerini ifade etmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünyada her yıl 5.000 kadın “namus” adına işlenen cinayetlere kurban gitmektedir.Ülkemizde, “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet” ile ilgili 2008 ve 2014 yılları arasında yapılan araştırma sonuçları ise şu şekildedir:


  • 2014 araştırmasında ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı %36’dır. Bu oran 2008 araştırmasında %39’dur.

  • Yaşamının herhangi bir döneminde duygusal şiddet yaşayan kadınların oranı %44’tür. Bu oranın 2014 ve 2008 araştırmalarında değişmediği gözlemlenmektedir.

  • 2014 araştırmasında yaşamının herhangi bir döneminde cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranının %12 olduğu tespit edilmiştir. Bu oran 2008 araştırmasında %15’tir.

  • 2014 araştırmasında yaşamın herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddetin birlikte yaşanma oranı %38’dir. Bu oran 2008 araştırmasında %42’dir.

  • 2014 araştırmasında kentte fiziksel şiddet oranı %35 iken kırda %37,5’tir. Bu oran 2008 araştırmasında kentte %38, kırda %43’tür.

  • 2014 araştırmasında yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınların oranı %26’dır. Bu oran 2008 araştırmasında %25’tir.

  • 2014 araştırmasında en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınlardan eğitimi olmayanların oranı %43, lisans ve lisansüstü üzeri düzeyde eğitimli olanların oranı %21’dir.

  • 2008 araştırmasında bu oran eğitimi olmayan kadınlar için %55,7’dir.

  • 2014 araştırmasına göre kadınların yaşı arttıkça ve eğitim düzeyleri düştükçe cinsel şiddete uğrama riskleri artmaktadır. Ayrıca boşanmış/ayrı yaşayan kadınların cinsel şiddete maruz kalma oranları bu grup dışındakilere göre daha fazladır.


Türkiye’deki kadınların şiddete maruz kalma oranları Tayland (34), Brezilya (34), Tanzanya (33) gibi ülkelerin oranlarına yakındır. Bütün bu verilerin ortaya koyduğu üzere, kadına yönelik şiddet birçok ülkeyi ilgilendiren önemli bir sorundur.

Türkiye’de kadına uygulanan şiddet ve bu sorunla ilgili çözüm arayışları, bugüne kadar hem sivil hem de kamu kuruluşlarınca ele alınmıştır. Önemli bir problem olarak görülen bu durumun düzeltilmesi için yapıcı, ciddi yaklaşımlar sergilenmiştir. Ancak bütün çabalara rağmen çeşitli sebeplerden ötürü bu konudaki toplumsal bilinç fazla gelişmemiş ve kadına şiddet konusunun içi, doğru bilenen pek çok klişe yanlışla doldurulmuştur. Bu çalışma bu klişeleri tartışmak ve bilimsel verilerle doğru bilinen yanlışları düzeltmek amacıyla hazırlanmıştır.















« Son Düzenleme: 07 Haziran 2019, 12:49:35 Gönderen: ExCaLuBuR »