Bilgi Paylaşım Platformu

Gönderen Konu: Recaizade Mahmut Ekrem  (Okunma sayısı 80 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ArAnAnAdAm

  • Sevmek ßir Renkse Gel Gökkuşağım oL..
  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 147
  • Karma +2/-0
  • Cinsiyet: Bay
Recaizade Mahmut Ekrem
« : 25 Haziran 2019, 21:53:08 »

Düşünen Adam Recaizade Mahmut Ekrem Hayatı Biyografisi

Şair yazar. Türk edebiyatında Abdülhak Hamit Tarhan ile beraber Tanzimat Dönemi Edebiyatının “ikinci dönemi” olarak adlandırılan, yeni bir sürecin başlatıcılarındandır. İbrahim Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in öncülüğünde şekillenen, toplumu aydınlatmayı önceleyen ilk dönem edebiyat anlayışının ardından Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit ile bireyin dünyasını sanat eserinde ele almayı amaçlayan ikinci dönem başlar. R. Ekrem, sanatsal ve teorik anlamda döneminde yazılıp okunan hemen hemen her türde eser vermiştir.

Şiir kitaplarından bazıları: Nağme-i Seher, Yâdigâr-ı Şebâb, Zemzeme l-ll-lll…

Tanzimat Edebiyatı’nın ilk dönem sanatkârlarının bilinçli bir şekilde yaptıkları, halkın okuyacağı eserleri onların anlayacağı dilden verme çabaları sonucu ortaya çıkan sade bir dil ve konuşma üslubuna yaklaşma, ikinci dönem edebiyatçıları tarafından sanat endişesi güdülerek tam aksi istikamette seyretmeye başlamıştır. Dil ve üslup aydın kitlesine hitap edecek, daha süslü ve “sanatsal” boyuta getirilmiştir.

Yine ilk dönemden farklı olarak sosyal meseleleri edebiyat eserinden ele almaktan vazgeçmişlerdir. Sanatın amacının yine sanatsal bir eser ortaya koymak olduğuna inanılmış, bireyin duygu ve hayal dünyası eserlerde ele alınmaya başlanmıştır.


Bu yönelimde:

* 1880’lerden itibaren edebiyatımıza etkisini arttırmaya başlayan romantizmin,
* II. Abdülhamit idaresinin memleketi değişen dünya konjonktüründe kontrolde tutabilmek ve imparatorluk sınırları dışında başlayan özgürlükçülüğü esas alan yeni devlet yönetimi anlayışlarının bu coğrafyada yayılmasını bir nebze de olsun engelleyebilmek adına başlattığı ve hayatın her alanında -edebiyatta da kuvvetle- hissedilen istibdat yönetiminin etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.

R. Ekrem şiirde ele alınacak tema ve konuların tek bir çizgiye dayanması zaruretini görüyordu: Güzellik… Ferdin duygulanmasına, his ve hayal dünyasının şekillenip değişmesine hizmet edecek bir sanatsal faaliyet olarak gördüğü şiirin, toplumsal gayelerden uzak, ne ahlâkla ilgili ne de ahlâk dışı “gayriahlaki” (ahlakla ilgisiz) olması gerektiğini savunmuştur.

Böylesi bir sanatsal çalışmanın da muhtevasına uygun, sanatsal bir dilinin olması gerektiği görüşünü benimsemiştir. Yeni kültür dairesinden alınan his ve hayal imajlarını ifade edebilecek yeni kelimelere ihtiyaç duyulmuş, bu amaçla Arapça, Farsça ve bazen de Fransızcanın lügatlerine sığınılmıştır. Yeni kelime haznesiyle şekillenen bu şiir anlayışı da pek tabii halkın konuştuğu ve anladığı dil ve üsluptan hızla uzaklaşmıştır.

* R. Ekrem’in teorik anlamda Türk edebiyatına fikirleriyle çizdiği bu şablonu, eserlerine yeteri oranda aktarabildiğini söylemek pek mümkün değildir.
* Şiirlerinde önemli bir yer tutan aşk ve tabiat temalarının yanında gerçek kadın estetiğinin bir değer olarak Ekrem ile şiire girdiğini söylemek mümkündür.
* Yaşamında karşılaştığı olaylar, Türk edebiyatına ilk defa aile çevresinde gelişen ve dram ağırlıklı olayların şiire girmesini sağlamıştır.
* Yaşadığı dönemde yavaş yavaş popüler olmaya başlayan “mensur şiir” türünde de eserler vermiştir.
Sözüm '' Şiir'Lerin '' MükemmeLidir..